• Eğitim sadece okula gitmek ve bir derece kazanmakla ilgili değildir. Bilginizi genişletmek ve yaşam hakkındaki gerçeği almakla ilgilidir. – Shakuntala Devi

Dr. Aidin Salih Kimdir?

Kemal Ayhan

Administrator
Yönetici

aidin-salih-kimdir-h1576153284-497199.jpg

Dr. Aidin Salih Kimdir?​


Lugansk, Ukrayna’da Tıp Fakültesini bitirdi. Sovyetler Birliği’nde yıllarca tıp doktorluğu görevini yürüttü. Daha sonra Taşkent Devlet Üniversitesi’nde Biyoloji bölümünden mezun oldu. Ayrıca Uluslararası Alternatif Tıp Okulu’nu bitirdi.


Biyoloji diploma tezi ‘Yabani Hayvanların Fizyolojisi’ üzerineydi. 30 yılı aşkın bir zamandır aldığı çok yönlü eğitimlerle insan ve hayvan hastalıklarının sebeplerini inceledi.


İslam Tıbbı, Tıbb-ı Nebevi konusundaki alimlerin ve eski hekimlerin tecrübelerinden ve bilgilerinden yararlandı. Tedavileriyle binlerce insanın şifa bulmasına vesile oldu. Bu çerçevede geliştirdiği tıp yaklaşımını anlattığı “Gerçek Tıp – Yitik Şifanın İzinde” isminde bir kitabı bulunuyor. 40 yaşında müslüman olan Salih, 9 Kasım 2014’de İstanbul’daki evinde hakkın rahmetine kavuştu.
 
HASTALIKLARIN SEBEPLERİ
Fazla Yemek
"Her hastalığın temelinde tokluk vardır."
Hz. Muhammed (s.a.v.)
'Yemek onlar İçin bir ceza, bir ağ, bir tuzak ve bir pranga olacaktır."
Hz. Davut (a.s.)
"Çok yeme ağacı diken, hastalık meyvesi toplar"
Atasözü
"Çok yeme ağacrnın hastalık meyvelerini nasıl olgunlaştırdığına baka¬
lım.
Fazla yemek yendiğinde mide hazım için daha çok enzime ihtiyaç
duyar. Enzim üretmek vücut için çok güçtür ve kıymetli maddeler gerekti¬
rir. Sağlıklı bir insanın midesi 200-250 gr. yemeğin birinci hazmını, besin¬
lere ve kişinin hazım gücüne göre değişmekle beraber, 3-4 saat içinde ko¬
layca gerçekleştirebilir. Bu miktarda yemeği hazmetmek için kalp zorlan¬
madan rahatça çalışacaktır. Bunun 2 katı yemek yendiğinde ise, yemeğin
hazmediîmesi ve fazlalıkların kısmen depolanarak, kısmen çıkartılması için,
kalbin 4-6 kat daha fazla çalışması gerekecektir. Bu işlem sadece kalbi de¬
ğil, besinleri hazmetme, depolama ve fazlalıkları vücuttan uzaklaştırmakla
görevli diğer organları da yıpratır. Mesela, bir araba taşlı, bozuk ve dik bir
yolda, düzgün yolda harcadığı yakıtın 2-3 katını harcar. Mesafe aynıdır fa¬
kat harcanan yakıt miktarı farklıdır. Devamlı zorlu çalışmaktan harap olan
bir motor gibi, insan kalbi de aşırı çalışmadan dolayı rızkını çabuk tüketir.
Çünkü kalp atışları sayılıdır.
Genç bir insan fazla yemek yediğinde, vücudu kuvvetli olduğu için,
hazmederek, fazlalıkları dışarı atabilir. Ancak fazla yemek alışkanlık halini
alır, zorlanma devam ederse, bu kuvvet tükenir,- fazlalıkların giderek daha
az atılmasıyla vücutta depolar oluşur. Depolar dolduktan sonra ise atıklar
kanla birlikte dolaşmaya başlar. Böylece kan ağırlaşır, dolaşımı yavaşlar.
Ağırlaşan kandaki atıklar damarlarda birikmeye ve zamanla damarları tıka¬
maya başlar. Daralan ve tıkanan damarlardaki kan, organları yeteri derece¬
de besleyemeyecek kadar azalır. Beslenemeyen organlar beyne Açızl uya¬
rısı gönderir,- beyin de bu çağrıya cevap olarak iştahı çoğaltır. Bu, insanı da¬
ha çok yemeye zorlar. Yedikçe kandaki fazlalıklar ve damarlardaki tıkanık¬
lıklar çoğalır. Kan daha da koyulaşır, dolayısıyla organların açlık hissi da¬
ha çok artar. Bu kısır döngü devam ederken insanlarda konsantrasyon, ha¬
fıza, düşünme, anlama ve öğrenme yeteneği azalmaya, hastalıklar birer
birer kendini göstermeye başlar. “Fikir uyur, hikmet ölür, organlar durur,
İnsanî sıfatlar yavaş yavaş kaybolur." Böylece, Temek onlar için bir ceza
olacaktır'' hikmeti zuhur eder.
Bazı insanlar fazla yemenin bedelini aşırı şişmanlıkla ve beraberinde ge¬
tirdiği hastalıklarla öderler. Bazıları da vardır ki, ne kadar yerse yesin, hep
zayıf kalırlar. Bunlar kendi durumlarının şişmanlardan daha iyi olduğunu
zannederler. Çoğu zaman onların durumu şişmanlardan daha tehlikeli ola¬
bilir. Çünkü fazlalıklardan oluşan atıklar, ilaçlar, toksinler ve katkı madde¬
leri şişmanların vücudundaki yağlarda depolandığı için, organların tahrip
olması kısmen de olsa önlenebilir. Ancak zayıfların, kan vasıtasıyla bütün
vücutlarını dolaşan toksinler, ateş, öksürük, terleme, nezle, kusma, ishal, si¬
vilce, çıban gibi yollarla dışarı atılırken bu ağır işlemler hem organlarını
yıpratır hem de eklemlerde, kaslarda ve organlarda depolanarak, buralarda
ağrıya, enfeksiyona, kistlere ve genetik değişimlere (mutasyonlara) sebep
olur, Bu tip insanlar genelde sık hastalanan, sıkıntılı ve asabî insanlardır.
Araf suresi 31. Ayet'te: Tiyin-için, fakat israf etmeyin, çünkü Allah is¬
raf edenleri sevmez", buyurulmuştur. Ancak Allah tan korkmayı ve utanma¬
yı unutan insanları artık bu ayet de etkilememektedir.
Peygamberimiz (s.a.v.): "Sizin Allah'a en sevimli olanınız, yemesi en az
ve bedenen en hafif olanınızdır." ve ".pisboğaz ve göbeği büyük olan
Cennete giremez."buyurmuştur.
Bu hadis-i şerifler özellikle günümüz insanının sağlığı için büyük önem
taşımaktadır. Vücudumuzdaki sistemler yalnız doğal yiyecekleri kaldırabi-
lir ve doğal besinleri sindirmekte hemen hemen hiç problem yaşamaz. Fa¬
kat sindirim sistemimiz ve bağışıklık sistemimiz, genetiği değiştirilmiş, gen
teknolojisi ve nanoteknolojiyle üretilmiş ürünlerin belli bir miktarından
fazlasına dayanamaz. Bu ürünlerden kaçınmak neredeyse imkansız hale
geldiğinden sağlıklı kalmak için az yemek günümüzde daha büyük bir zo¬
runluluktur
 
Geri
Üst