Jön Türkler, Fransız ve İngiliz hükümetinden destek görmüşlerdir. Yurtiçinde ve yurtdışında kurdukları dernek ve yayınladıkları dergi ve gazeteler ile II. Abdülhamit Han’ın şahsında Devlete karşı bir propagandaya girişmişlerdir. 4 Şubat 1902’de Paris’te toplanan Birinci Jön Türkler Kongresi Fransız Senatosu üyesi Lafeuvre Contalis’in evinde yapılmıştır. Bu kongreye Osmanlı Devleti’nin hâkim olduğu hemen her bölgeden çağrılan delegeler katılmıştır. Her din ve milliyetten insanın olduğu bu grubun ortak özellikleri Osmanlı Devleti’ne karşı olmalarıdır. Bu görüşün dışında aralarında hiçbir bağ ve fikri birlik bulunmayan bu insanların, aralarındaki sen-ben çekişmesi sebebiyle kongre başarısız bir şekilde sonuçlanmıştır.
Delegeler, Osmanlı Devletinin yıkılması hariç, başka hiçbir noktada birlik sağlayamamıştır. Bu nedenle grup 27-29 Aralık 1907’de yine Paris’te toplanan ikinci Jön Türk Kongresine tekrar bir araya gelmiştir. Kongrede İttihat ve Terakki, Prens Sebahattin’in Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i merkeziyeti cemiyetleri yanında, Ermeni Taşnaksütyun Komitesi’de katılmıştır. Osmanlı Devleti aleyhine en ağır ithamlar yapıldıktan sonra, grubun şu stratejilerin izlemesine karar verilmiştir. İran Mebusan Meclisine dostluk telgrafı çekilmesine, Makedonya’daki Rum, Bulgar vs. çetelerinin devlete karşı olan isyanlarının desteklenmesine, diğer gizli cemiyetlerin birleştirilerek ihtilalci yayınlar yapılması oy birliğiyle kararlaştırılmıştır.
Jön Türklerin, uzun yıllarca devam eden ön plandaki faaliyetleri meşrutiyet ve hürriyet fikirleri gibi görünse da her grup ve şahsın ayrı ayrı maksatları vardı. Jön Türklerin faaliyetleri ise Osmanlı Devletin yıkılışını hızlandıran belli başlı sebeplerden biri olmuştur. Batı dünyası karşısındaki tavırların taklitten öteye geçememesi, devlet kademelerinde yer almak, meşhur olmak, hatta Mithad Paşa da olduğu gibi, kendi ailelerini hanedan ailesi yapmak için azınlıklarla, eşkıyalarla, Rum-Ermeni çeteleriyle ve Avrupa devletleriyle işbirliği yapmaktan çekinmemeleri bu faaliyetlerin en acı tarafı olmuştur. Netice olarak Osmanlı topraklarındaki sulh ve sükûnu, dört bir yandan patlak veren ihtilaller, isyanlar, hükümet darbeleri ve savaşlarla yok etmişler, çıkarılan idaresizlik, kargaşa ve savaşlar ortamı içinde milletin felaketini hazırlamışlardır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile Jön Türk faaliyetinin sonu gelmiş, Jön Türkler daha önceki gibi yurt dışına kaçmışlardır.
Delegeler, Osmanlı Devletinin yıkılması hariç, başka hiçbir noktada birlik sağlayamamıştır. Bu nedenle grup 27-29 Aralık 1907’de yine Paris’te toplanan ikinci Jön Türk Kongresine tekrar bir araya gelmiştir. Kongrede İttihat ve Terakki, Prens Sebahattin’in Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i merkeziyeti cemiyetleri yanında, Ermeni Taşnaksütyun Komitesi’de katılmıştır. Osmanlı Devleti aleyhine en ağır ithamlar yapıldıktan sonra, grubun şu stratejilerin izlemesine karar verilmiştir. İran Mebusan Meclisine dostluk telgrafı çekilmesine, Makedonya’daki Rum, Bulgar vs. çetelerinin devlete karşı olan isyanlarının desteklenmesine, diğer gizli cemiyetlerin birleştirilerek ihtilalci yayınlar yapılması oy birliğiyle kararlaştırılmıştır.
Jön Türklerin, uzun yıllarca devam eden ön plandaki faaliyetleri meşrutiyet ve hürriyet fikirleri gibi görünse da her grup ve şahsın ayrı ayrı maksatları vardı. Jön Türklerin faaliyetleri ise Osmanlı Devletin yıkılışını hızlandıran belli başlı sebeplerden biri olmuştur. Batı dünyası karşısındaki tavırların taklitten öteye geçememesi, devlet kademelerinde yer almak, meşhur olmak, hatta Mithad Paşa da olduğu gibi, kendi ailelerini hanedan ailesi yapmak için azınlıklarla, eşkıyalarla, Rum-Ermeni çeteleriyle ve Avrupa devletleriyle işbirliği yapmaktan çekinmemeleri bu faaliyetlerin en acı tarafı olmuştur. Netice olarak Osmanlı topraklarındaki sulh ve sükûnu, dört bir yandan patlak veren ihtilaller, isyanlar, hükümet darbeleri ve savaşlarla yok etmişler, çıkarılan idaresizlik, kargaşa ve savaşlar ortamı içinde milletin felaketini hazırlamışlardır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile Jön Türk faaliyetinin sonu gelmiş, Jön Türkler daha önceki gibi yurt dışına kaçmışlardır.